arih

* Geçmişte, hangi dönemde, ne olarak yaşamak isterdiniz?

EREN: İki dönemde yaşamak isterdim; birincisi Kızılderililerin zamanında, onlardan biri olarak, ikincisi de Amerika’da müzikallerin başladığı dönemde, o müzikallerin başrol oyuncusu olarak.
YASEMİN: İspanyol olmak isterdim ve bir çingene olurdum.
CEMRE: Mısır’da firavun olmak isterdim.
GÜLÇİN: 1.600′lü yıllarda Fransa’da yaşamak isterdim, sırf o giysileri giymek için:)

* Aşkınızın son kullanma tarihi ne zamandır?

EREN: Saygının bittiği andır.
YASEMİN: O tarihi kendi belirler hal ve tavırlarıyla.

CEMRE: Öyle bir kullanma tarihi yok!
GÜLÇİN: Aşk bir konserve olsaydı, üstünde son kullanma tarihi yazsaydı yine de alır mıydım acaba? İnanmak istediklerimizdir bizi aşka sürükleyenler.
Bir gün inançlarımıza küsüp sadece bir bağımlılıkla baş başa kalmışsak, son tarihine daha da yaklaşmadan, hem yüzümüzü hem tadımızı ekşitmeden ipi kesmek gerekir.

* Kraliçe, prenses, büyücü, savaşçı. Hanginiz hangisi olurdunuz? Neden?

EREN: Kraliçe olmak istiyorum. İnsan kendini kraliçe olarak düşününce bayağı bir iyi hissediyor. Smiley
YASEMİN: Bence savaşçı Cemre, prenses Gülçin, Kraliçe Eren, büyücü de ben olurdum.
CEMRE: Tabii ki Kraliçe olmak isterdim…
GÜLÇİN: Büyücü. Spritüel, mistik şeylere, parapsikolojiye çok meraklıyım. Normalde insanların bilmeden saçmalık diyebileceği şeylere ilgim var ve üzerinde “voodo love bag” yazan bir çantam var. “Kalpsizsin” klibinde biz gerçekten kendi çapımızda voodoo da yaptık. “Smallville” dizisini çok severim orda cadı oldukları bölümü defalarca izledim. Cadı ayakkabılarını da çok seviyorum.

Coğrafya

* Evden uzakta olunca en çok neyi özlüyorsunuz?

EREN: Yatağımı, anne, baba ve kardeşimi.
YASEMİN: Annemi, anneannemi ve sevgilimi.
CEMRE: Yatağımı.
GÜLÇİN: internet keyfim diyelim, bitki çaylarım, kekim ve yanımda kedim. (Pamuk anne şefkati)

* Bir ülke hayal edin ve bu ülkeye bir isim bulun? (Sizin ütopyanız olsun)

EREN: Kesinlikle son model arabaların ve mimarilerin olmadığı, ultra teknolojik olmayan, çoook miktarda yeşil alanı ve her yerde gölleri olan (benim evim direk göle bakan bir yerde olmalı), herkesin kendi mesleğini yaptığı ve yaptıkları işlerde başarılı olan insanların bulunduğu bir yer hayal ediyorum. Ayrıca insanlar paylaşmayı bilmeli. Mesela; iyi sanatçıların eserlerini sergilemesi, iyi yemek yapanların özel toplu ziyafetler sunması gibi. Siyah giymeyenlerin olduğu, yalnızca müzik ve doğa sesinin duyulduğu bir yer. Bu yerin adını da “Yesolando” koyardım.
YASEMİN: Para yerine şeker geçseydi böylece yağmacılık ve hırsızlık olmazdı ama tabi parayı nasıl kazanıyorsak, şekerleri de çalışarak kazanacaktık. Hava hep sıcak olmalıydı ama yağmur yağmalı ki su kazanalım. Her yer yeşillik içinde olmalı ki hep temiz havaya sahip olalım.
GÜLÇİN: Herkes gerçek, yalın olsun. Değişimin farkında olan ve bütünlüğün tadını çıkaranlar yaşasın bu ülkede. İnsanlar art niyet nedir bilemesin, doğaya kendilerini emanet etsinler. Trafik hiç olmasın ama yine sevgi dolu çok sayıda insan olsun. E bu duruma uygun düşen bir ismi de olsun ülkemizin: “SALT ”

Matematik

* İçinizde en pinti olan kim?

EREN: Bence Gülçin J
YASEMİN: Pinti değil de çok tutucu olan Gülçin’dir.
CEMRE: Gülçinnnnnn.
GÜLÇİN: Bence Yasemin ama diğerlerine sorarsanız, gördüğünüz gibi benim. Para biriktirip ev almak gibi bir planım var, o yüzden olabildiğince gereksizce harcamıyorum hemen bankaya yatırıyorum paramı. Dayanamadığım çok oluyor, baya harcıyorum ama Yasemin hiç harcamıyor. O yüzden, o pintilikte daha başarılı bence.

* Kendinizde sevdiğiniz üç özelliği sayın

EREN: Sağlıklı beslenmek, kendi başıma kalınca sıkılmadan vakit geçirebilmek, üçüncüyü bilmiyorum:)
YASEMİN: Sözümü tutarım, cimri değilimdir, eşyalarıma özen gösteririm:)
CEMRE: Huysuzum, çok titizim, kin tutamam.
GÜLÇİN: Akrep kadını olmam, gülmek için büyük nedenler aramamam, ne istediğimi bilmem. (Bilmediğimde aramam gerektiğinin farkında olmam)

Edebiyat

* Bize birer tane bir paragraflık minik şiir yazar mısınız?

EREN: (hayatımın ilk şiiri)
Geldim, güzeldi her şey
Renkliydi her taraf
Yaptım mı bir şeyler
Ya da var mıymış zaten bir şeyler
Giderken yaptım asıl her şeyi
İşte oldu dediler, o bütün deliler:)
YASEMİN: Gülçin yazsın.
GÜLÇİN: Kuru lokmalara küçükse bedenin
Acıtır, canı boğazından geçeni
Nedeni çoktur doymayan nefsin
Hesapta büyümektir keskin
Eli açıktır müptelalık damlatırken şevkin
Okunur gözleri felfecri geri alırken zevkin
Bu şiiri 31 Ocak 2007′de yazdım, ben zaten yazıyorum bir şeyler. İnşallah bir gün albümde de sözlerim olur.
CEMRE: Asla yazamam.

* Hayatınızı kaleme alsanız, bu kitabın ismi ne olurdu?

EREN: “Beni Yeşil Yapın”
YASEMİN: “Tatlı ve Acı”
CEMRE: “HEPSİ Deli”
GÜLÇİN: “Camdaki Biz”

Kimya

* Aşkın kimyasını anlatır mısınız?

EREN: Bence gözlerde başlayıp ellere ve ayaklara geçen bir duygu. Sonra beyin yardımıyla ellerin ve ayakların kontrolü ele geçirilir. Tabi ki bu sırada karındaki pervanenin pili hiç bitmez.
YASEMİN: Önce çok tatlı gelir, sonra yavaş yavaş ekşimeye başlar, zaman zaman Meksika biberine dönüşür, zaman zaman da çikolatalı kek gibidir.
CEMRE: Bu işin kimyageri değilim ki!
GÜLÇİN: Bir tutam pembe boya, 1 prenses öpücüğü ve 1 kurbağa. Yeterince kirletilmemiş berraklık için ve fıkır fıkır kaynamak için maden suyu, ateş, barut, kapalı küçük kutular. Hepsini cadı kazanında karıştır, patlayana kadar çıkan dumanı sis niyetine kullan ki aşk olsun.

* Hepsi bir koku olsaydı, nasıl kokardı?

EREN: Her tende farklı sonuç veren bir koku olurdu. Birinde daha tatlı dururken, birinde daha baharat kokardı. Ya da birinde daha fresh kokarken birinde daha ağır bir parfüm olurdu.
YASEMİN: Şekerli bir koku olurduk herhalde.
CEMRE: Kesinlikle temiz ve fresh.
GÜLÇİN: 4 çiçek kokusu ve elma şekeri. Karıştırın.

Fizik

* Dış görünüş sizce ne kadar önemli?

EREN: Kızlar benimle çok fazla dalga geçerdi eskiden, kimseyi beğenmiyorum diye. Ama sanırım hala aynı şey geçerli. Dış görünüş ilk noktada önemli olup sonra önemini kaybediyor. İçerden de güzellik çıkmıyorsa, daha başlamadan biter.
YASEMİN: Çok değil.
CEMRE: Geçici bir süre için önemli.
GÜLÇİN: Atıp tutmak kolay sipariş verirmiş gibi. Gönül aka da konar… konar işte! Burada mesele şudur; ihtiyacınız çapkın ve yakışıklılığının farkında olan bir erkek mi, yoksa alçakgönüllü, dış görünüşünü kullanmayan bir erkek mi? Tabii koskoca erkekleri 2 gruba ayırmıyoruz, her şey siyah ya da beyaz değil başka çeşitlemelerle dolu erkekler.

* Dünyanın en güzel fiziğine sahip olan erkek sizce kim?

EREN: Herkesin güzellik anlayışı biraz farklıdır. Beni güzel taraflarının haricinde çeken şeyler aslında yan özellikler oluyor. Bu yüzden sayacağım kişiler çok yakışıklı değil ama ben seviyorum; Justin Timberlake, Johnny Depp, Ashton Kutcher, Josh Hartnett, Colin Farrell.
YASEMİN: Brad Pitt
CEMRE: Brad Pitt
GÜLÇİN: Brad Pitt mi acaba?

Biyoloji

* Bir çiçek olsanız ne olurdunuz?

EREN: Çimenlerin üzerinde bir papatya.
YASEMİN: Tabiî ki Yasemin.
CEMRE: Orkide.
GÜLÇİN: Gelincik. Kırılgan, narin, kadınsı, kırmızı, rüzgarla organik bir şekilde dans eder. Küçükken hep yaprakları kopardı, toplayınca üzülürdüm. En güzel çiçek bu ama çok dayanıksız:)

* Bir sonraki hayatınızda bir hayvan olsanız, hangi hayvan olmak isterdiniz? Neden?

EREN: Kaplan olmak istedim. Onların süper anatomik yapılarında bir bedene sahip olmak bence inanılmaz bir şey. Ama sürekli parçalayıp haşince yeme durumunu şu an için bilemiyorum:)
YASEMİN: Köpek olmak isterdim; Golden. Sevimli ve akıllı olurdum heheh
CEMRE: Yunus… Çok seviyorum da ondan.
GÜLÇİN: Kedilere aşırı sevgi duyuyorum, ben de kedi gibiyimdir zaten.

Müzik

* Bu notaları birer sözcük haline getirir misiniz?

EREN: Do… domates
Re…rejim
Mi…mikado
Fa…falım
Sol…lama
La…fonten
Si…fon
YASEMİN: Do… ilk adım
Re… aşırıya yükseliş
Mi… 3. bir şans
Fa… yavaş yavaş oluyor
Sol… yakalamak üzere
La… telefon sesi he he
Si… zorlar

CEMRE: Doğruluk
Re… zillik
Mi… stik
Fa… natik
Sol… ak
La… f
Si… vilce

GÜLÇİN: Do… mino
Re… klam
Mi… nor
Fa… l
Sol… ak
La… le
Si… hir
Ritm olarak yazamasam da bir de uyduruktan bir beste yapayım, ritimlerini siz uydurun: “do mi sol mi re fa si re do la do” he he he

* Hangi müzisyenin ruhunu çağırmak isterdiniz ve ona ne sorardınız?

EREN: Onno Tunç’u çağırıp ona birkaç neslin ağzından düşmeyen onca parçayı nasıl yaptığını ve “tamamdır, oldu bu parça” dediği anın ne zaman olduğunu? sorardım.
YASEMİN: Madonna. Nasıl bu kadar parlak fikirler üretebildiğini sorardım.
CEMRE: Beethoven’ı çağırmak isterdim. Soracak bir şey yok, takdir ederdim.
GÜLÇİN: Ludvig Van Beethoven. “Sağır olup da notaları kafadan duyup beste yapmak nasıl bir şey?” derdim ama o duymazdı tabii. Yine de o hissi merak ediyorum. Ben yapamazdım, zaten ben dahi değilim:)

Resim

* Hoşlandığın yakışıklı tipinin resmini çizer misiniz?

EREN: Buğday ya da esmer tenli, kumral saçlı, atletik vücutlu, güler yüzlü, sevimli.
CEMRE: Buraya mı:)
GÜLÇİN: Geniş omuzlu, boyuma yakın, beyaz tenli. (Solaryumu abartıp kara marsık gibi gezmesin kimse. Zaten çok zararlı ve çirkinleşiyorlar:)

* Size şu anda bir resim çizin desek ilk çizeceğiniz üç şey ne olur?

EREN: Boyaları elime aldığım anda saçma çizgilerden oluşan bir şey çizerim öncelikle. Sonra muhtemelen yamuk bir kadın portresi çizerim. Yamuk çünkü “düz çizgi çek” deseniz çekemem. Son olarak da kalabalık bir resim çizerim.
YASEMİN: Aklıma sadece küçük bir çiftlik geliyor.
CEMRE: Çöp Adam, çöp adam, çöp adaaaammmm
GÜLÇİN: Üçgen, gözlüklü smiley, çiçek

Beden Eğitimi

* Dördünüz “buzda dans” yarışmasına katılsanız, hanginiz kazanır?
EREN: Bilmiyorum, hiç belli olmaz ama Gülçin’in kazanmayacağı kesin:))
YASEMİN: Hepimiz çünkü grup olarak katılırdık.
CEMRE: Dördümüz kazanırız.
GÜLÇİN: Biz grup olarak yarışırız, siz ne sandınız? Bu goncanın yaprakları koparılmaz ve tabii ki biz kazanırız çünkü bale ve modern dans akademik eğitimimiz var. Adil bir yarış olmaz.

* Sizce ideal kadın vücudu nasıl olmalı?

EREN: Sıska olmamalı, kemikler çok fazla ortada olmamalı, sportif bir yapıda olup sıkı görünmeli, kaslar biraz belli olmalı, eller ve ayaklar da çok kemikli ve büyük olmamalı, vücut her zaman dik pozisyonda olup boyun uzun tutulmalı, kambur durmamalı.
YASEMİN: Deniz Akkaya gibi ama belki biraz daha kısa olabilir.
CEMRE: Adriana Lima gibi olmalı.
GÜLÇİN: İnce belli (çay bardağı gibi). Türk kadını, işte. İnce bilekler, çıkık kemikli omuz kavşağı, küçük ayaklar ve eller, uzun boyun.
……………………………………………………………………………………………………………………………………..
CEMRE

Hemen “Şaka”dan bahsedelim…

Bir yeni şarkımız var, diğerleri cover. “4 Peynirli Pizza”, Kenan Doğulu’nun bizim için yaptığı özel bir şarkı. Mizah anlayışı yüksek bir parça. Ben gidip gelip Kenan’ın beynini yedim; kızlar da öyle. O da bize hep “yaparım” diyordu. Dinlediğimizde bayıldık şarkıya. O gece stüdyoya girdik; Kenan, her biri mükemmel müzisyenler olan arkadaşlarını çağırdı. Aynı gece içerisinde Ozan Doğulu, Kenan Doğulu ve bizim ekibimiz parçayı yaptık. Şarkıda Kenan’ın da vokalleri var.

Bu aralar neler yapmaktan keyif alıyorsun?

Albümle ilgilenmekten çok keyif alıyorum. Çok heyecanlıyım. Ayrıca bu devirde hiçbir dizi sürmezken, biz “Hepsi 1”de 52. bölümü çektik. Bu çok hoşuma gidiyor; gurur verici bir şey.

Son günlerde cümlelerinde en çok hangi sözcüğü kullanıyorsun?

“Çabuk çabuk” ya da “Hadi”.

En çok kullandığımız sözcükler, bizim hayata bakış açımızı anlatıyormuş aslında. Bunu duymuş muydun?

Herhalde yoğun tempom yüzünden bu sözcükleri kullanıyorum. Çabuk uyumalıyım, uyanmalıyım, çünkü yapacak çok işim var. Eskiden ünlülerin “Be-nim hiç özel hayatım yok” deyişlerine “Hadi canım” derdim, ama gerçekten öyleymiş. Bu kadarını hiç tahmin etmiyordum. “Dünya starları ne yapıyordur” diye düşünüyordum, ama sonra öğrendim ki jetle-riyle aldırıyorlarmış kendilerini:)

Sen de alırsın belki bir gün bir jet:)

Evet, alırım bir tane artık!

Trafikte geçirdiğin zamanları çıkarırsan, bir sürü vakit kalır sana geriye…

Ben zaten metroya biniyorum. Benim metroya binmem biraz olaylı oluyor ama:) Pepsi dolaplarımız var ya metroda, çok komik oluyor:)

O dolaplara bazen bıyık çiziyorlar, biliyor musun?

Biliyorum:) Ama bizim fanlarımız her hafta gidip Camsil’le onları temizliyorlarmış.

Pizzanı nasıl seversin?

4 Peynirli severim:)

   
   
 
 

EREN

Rock’n Coke, Rock’n Dark gibi müzik festivalleri iptal oldu bu sene. Sen bir festival düzenlesen, bu nasıl bir festival olurdu, kimleri çağırırdın?

Türkiye’de fakir bir kesim var, bir de çok fazla şeye sahip olan bir kesim var. Orta sınıf çok az. Zengin sınıftan insanların arasında da ellerindekini paylaşmak isteyecek kişiler olabileceğini düşünüyorum. Bu yüzden insanların her şeyini paylaşabilecekleri, güzel müziğin, tiyatronun olduğu, görsel ve işitsel anlamda oraya gelen her kesimin dikkatini çekebilecek, sıcak bir ortam yaratmak isterdim. Her şey paylaşılacak ve insanlar da bundan gocunmayacak.

Kimleri çağırırdın?

Bu tarz yaklaşımı olan çok fazla insan var. Buna duyarlı olabilecek herkesi çağırırdım. Ressamları, dansçıları, müzisyenleri, oyuncuları ve yardıma yönelik amaçlarla katılabilecek insanları çağırmak isterdim.

“Herkes yapıyor” diye yapabileceğin şey nedir?

Spor yapmak… Herkesin yaptığını yapmak kötü bir şey, yeter ki benim için yararlı olsun.

Bu aralar en çok ne yapmaktan hoşlanıyorsun?

Anadolu Yakası’na gidip gezmek… Bağdat Caddesi’ne gitmeye başladım, orada arkadaşlarım var. Eskiden hep Avrupa Yakası’nda geziyordum, oraya geçmek aklıma gelmiyordu. Fakat ne kadar güzelmiş, çok Avrupai bir havası varmış Bağdat Caddesi’nin.

Sen de tiki oldun yani? Jonjon:)

Smiley Yok, acayip salaş gidiyorum oraya:) Havalar güzel, akşam arkadaşlarımla yemek yiyorum, bir şeyler içiyorum ve evime dönüyorum.

Aşk var mı aşk?

Var, yok, var, yok, var, yok:)

Aşkın beş hali nedir sence?

Şapşallık, boş bakışlar, sürekli sırıtan bir surat, bazen ne yapacağını bilememek, bir de kendi adıma konuşursam, sürekli sarılma isteği:)

Babalar Günü’nde babana ne almayı düşünüyorsun?

Saat alabilirim.

Pizzanı nasıl seversin?

Mozarellalı, biberli ve mısırlı severim. Çiftlik versiyonu yani…

   
   
 
 

GÜLÇİN

Cover şarkıları neye göre seçtiniz?

“Sakın Gelme”yi, “Yalnızlığım”ı ve “Sen Bana Fazla İyisin”i çok istedim ben. Şu anda favorim “Sen Bana Fazla İyisin”. Şarkıları, yıllardır söylemeyi çok sevdiğimiz, asla bıkmadığımız parçalar arasından seçtik.

Şu aralar en çok kullandığın sözcük ne? Bu sözcük bizim hayata bakış açımızı anlatıyormuş…

“Ondan sonra” diyorum hep. Gerçekten de hep sonrasını düşünen bir insanım. Bu yüzden insanlarla anlaşma sorunu çekiyorum bazen.

Aşk var mı?

Olabilir:) Şu anda yalnızım, ama kafamı taktığım biri var:)

Aşkın beş halini anlatır mısın bize?

-i, -e, -de, -den:) Aşkın yalın hali bence yok. Bu, yaşanmamış hali, platonik, tanıma süreci, sevgi bölümü ve hayal kırıklığı:)
Gazeteci olsan, kendine nasıl bir soru sorardın?

“Söylemeyi en çok sevdiğin şarkı nedir” diye sorabi-lirim, ama cevabını bilmiyorum:)

Bugüne kadar dinlediğin en ağır arabesk şarkı?
İbo’dan “Aramam Sormam Bir Daha”…

Babalar Günü’nde babana nasıl bir sürpriz yapmayı düşünüyorsun?

Her zaman erkeklere hediye almak konusunda çok kötüyüm. “Terlik” dermişim:) Şimdi söylersem babam bunu okur ve sürprizi kaçar:)

Kocaman bir arazin ve burayı istediğin gibi değerlendirme şansın var. Neler inşa ederdin?

Çok da param var ama, değil mi?

Evet, var:)

Bir stüdyo ve dans salonu yaptırırım. Kendime öğretmenler tutarım. Kendi albümümü basıp basıp piyasaya sürerim. Yanımda kızlarla, ohhh süper olur:)

“Herkes yapıyor” diye yapabileceğin bir şey nedir?

Evlenmek:) Bütün arkadaşlarım evlenirse, tek başıma kalacağım için evlenmek zorunda kalacağım!

Pizzanı nasıl seversin?

Karışık…

   
   
 
 

YASEMİN

Albümünüzde cover şarkılar var, senin en çok severek söylediklerin hangileri?

Aslına bakarsan, hepsi! Çünkü biz o şarkıları en çok sevdiğimiz şarkılar olarak seçtik. Her biri ayrı güzel bence, ama sanırım “Yalnızlığım”ı çok severek okudum. Bir de “Aşk Her Şeyi Affeder mi” çok hoşuma gitti.

Büyük festivaller iptal oldu. Sen bir festival düzenleseydin, buraya kimleri çağırırdın ve nasıl bir festival düzenlerdin?

Herkesin gelebileceği bir şey yapmaya çalışırdım. İnsanların dans edebileceği, rock dinleyebileceği, R&B yapabileceği, böyle karışık, eğlenceli bir festival… Bütün müzik tarzları olurdu. Aktiviteler de koyardım. Madonna, Justin, Usher, Şebnem Ferah, Mor ve Ötesi, Chris Brown ve Rihanna’yı çağırırdım mutlaka.

Yılın en bomba düeti hakkında ne düşünüyorsun? Justin ve Madonna’yı birbirine yakıştırdın mı?

Madonna yine kendi tarzını konuşturuyor bence, Justin de zaten başka bir boyut; ona yorum bile yapmıyorum.

Justin ve Madonna gibi birbirine yakışan ikililere örnek verebilir misin?

Elmayla havuç suyunu çok yakıştırıyorum:) Her zaman kendime yapıyorum. Bir de, et ve manzara ikilisine bayılırım:)

Albümde Eren rap şarkılar söylemiş. Türkiye’de artık rap ve R&B’yle kızlar da ilgileniyor. Nasıl buluyorsun bu gelişmeleri?

Bu konuda yorum yapmayacağım. Müzik adına bir şeyler yapmaları çok güzel, ama bence önce Türkçe konuşmayı öğrensinler. Çünkü bence Türkçe güzel bir dil. Her kelimesinde hata olan bir albüm olmamalı. Kimden bahsettiğimi kendisi anlayacak bence:)

Aşk var mı?

Yok:( İki yıllık bir sevgilim vardı, biliyorsun, o da beni terk etti zaten:( Eski sevgilisine geri döndü. O kızı da suçlamıyorum aslında, çünkü o da hiç vazgeçmemiş aşkından. Mutlu olabiliyorsa ne güzel, çünkü kötü bir insan değil. Benim işimi kaldıramadı sadece. Zaten işime uyum sağlayabilecek biri de değildi anladığım kadarıyla.

Peki, sen sıradan bir kız olsaydın, o ünlü olsaydı…

Bir şey diyemem, çünkü ben çocukluğumdan beri bu işin içinde büyüdüm. Bilmiyorum ne yapacağımı. Bir şey demezdim diye düşünüyorum, çünkü onun hayatı.
Aşkın beş halini anlat bize:)

İlk aşama, Leyla modu: Onun için giyinir süslenirsin, yüzün hep güler. Sonra yemeğe çıkarsın, tanıma aşamasına gelirsin, kötü yönlerini görmeye başlarsın, ama hala hoşlanıyorsundur; bu yüzden “tatlı ekşi dönem” diyelim buna. Sonra da bitiyor işte, beşe bile tamamlayamadık:)

Bugüne kadar dinlediğin en ağır arabesk şarkı hangisi?

İbo’dan “Beni benden alırsan, seni sana bırakmam…” Bir de Özcan Deniz’den “Ama dön desem, seviyorum seni gel desem…”

Pizzanı nasıl seversin?

Dominos Farm:)